Son Yazılar

Bayramın Hafızası


Bayram sabahı, şehir henüz tam uyanmamışken başlar aslında. Sokaklar açıktır ama cümleler henüz kurulmamıştır. İnsanlar hazırlanır; evler toparlanır, kapılar aralanır. Fakat asıl bayram, görünmeyen bir yerden yürüyerek gelir.

Belki çocukluğun içinden.
Belki bir annenin sesiyle.
Belki de artık hatırlanmakta zorlanan bir sabahın kokusuyla.

Şehir o gün başka türlü susar.

Çünkü bayram, sessizliğin bile anlam kazandığı bir gündür.

Bir vakit çocuk idik, bayramdı her sabah
Şimdi sabah durur da, çocuk yok o nigâh

İnsan büyüdükçe bayram küçülmez; yalnızca yer değiştirir.
Eskiden avuçlarımızdaydı, şimdi hatıralarımızda.

Şekerlerin yerini kelimeler alır. Harçlıkların yerini susuşlar. Kapı kapı dolaşmanın yerini içimizde açılan odalar.

Bir odaya girersin: dedenin sesi.
Bir odaya girersin: eski bir bayramlık.
Bir odaya girersin: hiç kapanmamış bir eksiklik.

Bayram biraz da budur: İnsanın kendi içindeki eşiği geçmesi.

Her kapı çalınırdı bir vakit neşeyle
Şimdi iç kapılarda bekleriz hevesle

Sabah namazdan dönenlerin yüzünde hâlâ o eski aydınlık vardır. Camiden çıkanların ayakları yavaştır; çünkü acele edenin bayramı eksik kalır.

Bayram aceleye gelmez. Bayram, zamanın biraz durduğu yerdir.

Şehir de bunu bilir.

O yüzden o gün sokaklar genişler. Sesler yumuşar. İnsanlar birbirine daha dikkatle bakar.

Belki de bayram, bakışın terbiye edildiği gündür.

Bir günlüğüne değil, bir ömre niyet et
Bayram dediğin şey, kalpteki afiyettir

Ama yine de bir eksiklik dolaşır aramızda. Her bayram biraz yarımdır. Her sevinç biraz eski bir hüznü taşır. Çünkü bazı sandalyeler boş kalır. Bazı isimler sadece dua olur. Bazı sesler yalnızca içimizde yankılanır.

İnsan bayramda anlar: Sevinç, hatırlama ile gelir.

Gidenler dönmez amma, izleri bizdedir
Bayram biraz da o: kalan izlerdedir

Şehir susar dedik ya—
Aslında şehir o gün dinler.

İnsanları değil, hatıraları.
Sözleri değil, eksik kalan cümleleri.

Ve belki de en çok şunu: İnsan hâlâ insan mı?

Bayram bunun cevabını arar.

Bir selamda,
bir sarılışta,
bir affedişte.

Bir selam ile başlar, bir gönülle tamam
Bayram odur ki kalp, kalbe olur makam

Sonra gün ilerler. Misafirler gelir, gider. Sofralar kurulur, kaldırılır. Çocuklar yorulur. Büyükler susar.

Ve akşam olur.

Bayram, geldiği yere doğru çekilir. Ama tamamen gitmez. Bir yerlerde kalır.

Belki bir çocuğun cebinde,
belki bir annenin duasında,
belki de bu satırların arasında.

Çünkü bazı günler takvimden silinmez. Yalnızca şekil değiştirir.

Bayram da öyledir.

Takvimden bir gün değil, kalpten bir izdir o
Gelen geçer sanırsın—meğer hep bizdir o



Hiç yorum yok