Bu da Geçer Ya Hû
Evladım…
Sorup durursun ya,
“Geçer mi?” diye.
Geçer.
Zira bu âlem kalmak için kurulmadı.
Konmak için var.
Konan da göçer.
Allah Kerim.
Geçer.
Bak hele gönlüne…
Orası bir han gibidir.
Kapısı açık, eşiği alçak.
Kim gelmez ki oraya?
Gam gelir, sevinç gelir.
Darlık gelir, bolluk gelir.
Bazen bir ah gelir, bazen bir şükür.
Ama sen onları ev sahibi sanma.
Onlar misafirdir.
Misafir bağlanırsa ev dağılır.
Gam geldi mi,
“Hoş geldin” de,
ama başköşeye oturtma.
Sevinç geldi mi,
gülümse,
ama kalıcı sanma.
Zira kalıcı olan, misafir değildir.
Derler ki eskiler:
Fazla sevinenin de,
fazla yananın da
ayağı sürçer.
İtidal evladım…
İtidal.
Dil durmaz, bilirim.
Kelâm akar.
Ama asıl söz,
dilden kalbe inendir.
Bak sana birkaç kelime emanet edeyim, lazım olunca cebinden çıkar:
Er-rızku al’Allah.
Rızkı kuldan bilme.
Kul vesiledir, veren O’dur.
Vesilenin önünde eğilme.
Tevekkeltü al’Allah.
Yükünü O’na bırak.
Taşıyamadığını teslim etmeyen yorulur.
Ya Nasip.
Olmadıysa hayır vardır.
Olacak olan seni bulur; sen onun peşinde koşmasan da.
Ya Sabır.
Sabır, beklemek değildir yalnız.
Sabır, razı olmaktır.
Bahar gelmeden çiçek açmaz.
Ve şunu unutma evladım:
Mal geçer.
Makam geçer.
Sağlık geçer.
Hastalık geçer.
İnsan geçer.
Ömür geçer.
Geçmeyen bir tek O’dur.
Bakî olan Allah’tır.
Şimdi yine sor bakalım gönlüne:
Geçer mi?
Geçer.
Allah Kerim.
Geçer.

Hiç yorum yok