Son Yazılar

Kime Hikâye?


Hikâyemi kime anlatıyorum?

Bazen karşımdaki insana değil, içimde yankı arayan boşluğa. Bazen henüz tanımadığım bir okura. Bazen de yıllar sonra kendi sesime. Evet kendime. Çünkü anlatan, çoğu zaman muhatabını bilmeden konuşur; söz, yolunu yürürken dinleyicisini arar.

Kim dinliyor?
Görünen kulak her zaman işiten kulak değildir. Dinleyen bazen masadaki kişi değil, satıra eğilen bir yabancıdır. Bazen hiç doğmamış bir okur. Bazen de insanın kendi vicdanı. Hikâyeler çoğu kez söylendiği anda değil, işitildiği anda sahibini bulur.

Ne anlatıyorum?
Görüneni değil, içimde tortu bırakanı. O küçük sızıları, yarım kalmış sevinçleri, adı konmamış kırgınlıkları. Her hikâye biraz hatırlama, biraz yük boşaltmadır. İnsan çoğu zaman başından geçeni değil, içinde kalanı anlatır.

Niçin anlatıyorum?
Hafiflemek için. Unutmamak için. Kaybolmamak için. Ve belki en çok da, bir yerlerde beni anlayacak bir kalp ihtimaline inandığım için. Çünkü söz yerini bulduğunda insan biraz eksilmez; aksine tamamlanır.

Bu yüzden anlatıyorum.
Belki sen varsın diye.
Belki henüz yoksun diye.

Hiç yorum yok