Süsen Zamanı
Süsenlerin açacağını haftalardır biliyordum. Çünkü onları her gün görüyor her gün takip ediyordum.
Hatta toprağı ilk yardıkları günü de biliyordum,
tomurcuklandıkları günü de.
Bahçede yaşayan insan için çiçek açması sürpriz olur mu?
Bütün bitkileri, çiçekleri, tomurcukları, goncaları takip etmek ve hallerini
gözlemlemek. İşim bu. Keyif aldığım bir iş ayrıca.
Bahçenin çiçeklenmesi bir bekleyiştir.
Belki bu yüzden süsenler bana bahardan çok bekleyişi
yani zamanı düşündürüyor. Tatlı bir süreçtir ve açtıkları gün kadar, açmaya
hazırlanırken geçirdikleri günler de güzeldir.
Yine de her yıl aynı hayreti yaşıyorum. Kış boyunca ortada yok gibidirler.
Ne fazla su isterler ne özel bir bakım. Soğanları aylarca toprağın altında
sessizce bekler. Sonra yaprak verir, boylanır, tomurcuklanırlar. Gözünüzün
önündedirler aslında. Fakat çiçek açtıkları vakit başka bir şeye dönüşürler.
Sanki yıllardır susan biri birden söze başlamış gibi... Mor renklerini
gösterdiklerinde bütün bahçe onların etrafında yeniden kurulur. O vakte kadar
sessizce duran süsenler, feryad ü figan etmeksizin fakat gizlenmeyi de
reddederek varlıklarını âleme ilân ederler.
İnsanın gençliği biraz güle benzer. Çok ilgi ister. Beğenilmek ister. Herkes
dönüp baksın ister.
Orta yaş ise süsene benziyor galiba.
Gösterişten vazgeçmiş, kendisiyle barışmış, acelelerini geride bırakmış bir
hâl.
Dikkat ettiniz mi bilmem; süsenin gövdesinde tuhaf bir vakar vardır. İnce
görünür ama kolay kolay eğilmez. Rüzgârla kavga etmez, ona teslim de olmaz.
Kendi ağırlığını taşımayı öğrenmiştir.
Orta yaş insanı da biraz böyledir.
İnsan gençken mevsimlerin kendisi için döndüğünü zanneder. Baharlar onun
için gelir, yazlar onun için uzar, zaman onun etrafında genişler. Sonra bir gün
anlar ki mevsimler kendisinden önce de vardı, kendisinden sonra da olacak.
Dünya kendi ritmiyle dönmeye devam eder. Bu düşünce önce insana yalnızlığını
hatırlatır. Ardından tuhaf bir huzur verir.
Belki süsenlerin rengindeki o hafif hüzün de
buradan gelir.
Mor...
Ne tam sevinçtir ne tam keder.
Biraz zamanın rengi,
biraz da insanın kendisiyle barışmasının.
Süsenlerin çiçeğinin ömrü uzun değildir. Birkaç gün sonra çiçekleri kırışır,
renkleri solar. Fakat bu yüzden telaş ettiklerini hiç görmedim. Açmaları
gerektiği vakitte açar, çekilmeleri gerektiği vakitte çekilirler.
Yaş aldıkça
insanın öğrendiği en önemli şeylerden biri de budur.
Kalıcı
olmadığını kabul etmek.
Eskiden her
şey sürsün isterdik. Dostluklar, sağlık, kuvvet, gençlik...
Sonra bir
gün anlıyoruz ki hayat tutmak üzerine değil; uğurlamak üzerine kurulmuş.
Sanırım
süsenlerin bana bu kadar yakın gelmesi de bundan.
Açmaları
gerektiği vakitte açıyor, çekilmeleri gerektiği vakitte çekiliyorlar.
Onlar bana yaş almanın eksilmek olmadığını hatırlatırlar.
İnsanın en
güzel çağı bazen gençliği değildir. Bazen fırtınalardan geçmiş, kayıplarla
tanışmış, acelelerinden vazgeçmiş hâlidir.
Bahçenin bir
köşesinde duran süsenlere bakınca, yaş almanın eksilmekten çok yerli yerine
oturmak olduğunu düşünüyorum.

Hiç yorum yok